Her gün kaygı ve tedbirlerin toplumun gündeminde tartışıldığı Covid-19 salgını içindeyiz. Birinci öncelik bugünlerde sağlığımız. Sağlıklı olmanın temel koşulu da korunmadır. Sağlığımızı korumadır. Korunmanın da beslenmeden başladığını tarih boyunca bilmeyen yoktur. Hastalıklardan korunmak, güçlü yaşamak, sağlıklı, fiziksel ve entelektüel gücü korunarak bir ömür geçirmek için insanlar sağlık yararı nedeniyle sayısız biyoaktif bitkiyi kullanmışlardır. Sağlıklı olmanın koşulunun başında dengeli beslenmek ve bu beslenme ile birlikte çeşitli biyoaktif maddeleri belli dozlarda vücudumuza almaktan geçmektedir.

Halen Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre var olan 200’ün üzerindeki ülkede medikal bitki kullanımının %80’i hastalıklardan korunma amacıyla tercih edilmektedir. Bunun yanında modern ilaç olarak bitkilerin aktif maddelerinden sentezlenen 100’ün üzerinde ilaç bulunmaktadır.

Bitkilerin büyüme ve gelişmesinden sorumlu olan ve flavanoidler, tannenler, lignanlar gibi binlerce biyoaktif maddeyi bitkiler sentez etme ve üretme yeteneğine sahiptir. Bu biyobileşenler bitkileri ultraviyoleden ve radyasyondan korumakta, bitki patojenlerine, böceklere ve çok çeşitli çevresel stres koşuluna yanıt olarak savunma sistemi tarafından üretilmektedir. O nedenle farklı coğrafyalardan toplanan bitkiler, farklı stres koşullarına maruz kaldıkları için çok farklı oranlarda biyoaktif bileşen içermektedir. Stresi az olanlarda bu oran 1 mg/gram iken stres koşulları yüksek bitkilerde 100 mg-200 mg/gram’a kadar çıkmaktadır. O nedenle bu bileşenlerin muhakkak standardize edilip, o şekilde kullanılması gerekiyor. Bu bileşenlerin biyoteknolojik yöntemlerle izole ederek tükettiğimiz zaman, özellikle flavanoidlerin antioksidan, antikanser, nöroprotektif ve anti-viral etkileri bilimsel literatüre sıklıkla konu olan etkilerinden de faydalanmak mümkün olmaktadır.

Bugünler daha da önem kazanan ve bitkilerden elde edilen bileşiklerin antiviral özellikleri influenza A virüsüne karşı 1950’lerde embriyolu yumurtalarda 208 farklı aktif kullanılarak denenmeye başlanmıştır. Bugünden günümüze kadar aradan geçen 70 yılda anti-viral özelliğe sahip bir çok bitki biyobileşeni tanımlanmıştır. Bu anti-viral ajanlar özellikle antioksidan ya da polifenol olarak bilinen ailenin bir alt grubu olan flavanoidler gurubuna ait bileşenlerdir. Hali hazırda yapısı tanımlanmış 6000’in üzerinde flavanoid bilinmektedir.

Biz Sankara Araştırma Merkezi olarak bu bileşenlerden özellikle mor sebze ve meyvelerde yer alan ve antosiyaninler olarak bilinen bir grubu mor ekmek yapmakta ya da farklı ürünler geliştirmekte yaygın olarak kullanmaktayız. Flavonoidlerden antosiyaninlerin yaygın kullanımını sağlamak için merkez olarak özellikle gıda sanayinde yoğun çalışmalar gerçekleştirmekte ve “Fonksiyonel Gıda” olarak bilinen, yenilikçi, zenginleştirilmiş ürünleri piyasaya sürmekteyiz.

Prof. Dr. İhsan Kara